Pekmez hangi organa iyi gelir ?

Mutlu

New member
Pekmez Hangi Organa İyi Gelir? Hangi Faydaları Gerçekten Var?

Pekmez Hangi Organa İyi Gelir? Önce Şu Noktayı Netleştirelim

Pekmez deyince çoğumuzun aklına çocukluk kahvaltıları, tahin-pekmez ikilisi ve “kan yapar” sözü geliyor. Fakat işin içine bilimsel veriler girdiğinde konu biraz daha ilginç hale geliyor. Çünkü pekmezi tek bir organa iyi gelen mucizevi bir besin gibi değerlendirmek yerine, içerdiği mineraller ve karbonhidratlar üzerinden hangi vücut sistemlerine katkı sağlayabileceğine bakmak daha doğru.

Özellikle üzüm pekmezi Türkiye’de yaygın tüketiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın TÜRKOMP veri tabanında yer alan Ürgüp üzüm pekmezinin 100 gramında yaklaşık 240 kcal enerji, 58,7 gram karbonhidrat, 0,43 mg demir, 779 mg potasyum, 39 mg magnezyum ve 32 mg kalsiyum bulunuyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait başka bir üzüm pekmezi kaydında ise 100 gramda 242 kcal, 0,45 mg demir ve 832 mg potasyum bildiriliyor. Yani pekmezlerin mineral içeriği ürünün çeşidine ve üretim bölgesine göre değişebiliyor.

Buradaki ilk önemli sonuç şu: “Pekmez hangi organa iyi gelir?” sorusunun tek bir cevabı yok. İçeriği nedeniyle özellikle kan yapımıyla ilişkili sistem, kaslar ve enerji metabolizması açısından konuşulabilir; ancak bunu bir tedavi olarak görmek doğru değil.

1. Kan ve Demir Konusunda Pekmez Gerçekten Faydalı mı?

Pekmez hakkında en yaygın iddia “kanı yükseltir” şeklinde. Bunun arkasında kısmen anlaşılır bir neden var: Pekmez demir içeriyor ve demir, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobinin üretiminde görev alıyor.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) Demir Bilgi Notu’na göre vücut demiri hemoglobin ve miyoglobin üretiminde kullanıyor. Demir eksikliği ilerlediğinde kansızlık, halsizlik, enerji düşüklüğü ve konsantrasyon sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ancak burada önemli bir matematik var.

Ürgüp üzüm pekmezinde 100 gramda 0,43 mg demir bulunuyor. 20 gram, yani yaklaşık bir yemek kaşığı civarında bir porsiyon varsayarsak bu miktar yaklaşık 0,086 mg demir eder. Bu, “pekmez demir içermez” demek değildir; içerir. Fakat tek başına ciddi demir eksikliğini düzeltmek için yeterli miktarda demir sağladığı anlamına da gelmez.

Dolayısıyla “demir eksikliğim var, her gün pekmez yersem düzelir” yaklaşımı bilimsel açıdan güvenilir değildir.

Gerçek hayatta burada önemli olan başka bir nokta da şu: Demir eksikliğinin nedeni araştırılmalıdır. NIH, düşük demir durumunun yetersiz beslenmenin yanında kan kaybı veya emilim bozuklukları gibi nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Demir eksikliği şüphesinde ferritin gibi testler değerlendirmede kullanılabiliyor.

Yani pekmez, dengeli beslenmenin bir parçası olabilir; fakat kansızlığın nedenini araştırmanın yerini tutmaz.

2. Kalp ve Damar Sistemi Açısından Pekmezde Öne Çıkan Mineral: Potasyum

Pekmezin belki de demirden daha dikkat çekici taraflarından biri potasyum içeriği.

TÜRKOMP verilerinde 100 gram Ürgüp üzüm pekmezinde 779 mg, Güneydoğu Anadolu Bölgesi üzüm pekmezinde ise 832 mg potasyum bulunuyor. Bu oldukça yüksek görünen rakamın günlük hayattaki karşılığını anlamak için porsiyona çevirmek gerekiyor. 20 gram pekmez yaklaşık 156–166 mg potasyum sağlar.

Potasyumun vücuttaki görevleri arasında hücrelerin normal çalışması, sinir iletimi ve kas fonksiyonları bulunuyor.

Burada da “pekmez kalbe iyi gelir” şeklinde doğrudan bir sonuç çıkarmak doğru olmaz. Çünkü kalp-damar sağlığı tek bir besine bağlı değil. Toplam beslenme düzeni, fiziksel aktivite, kan basıncı, kilo, sigara kullanımı ve birçok başka faktör birlikte değerlendirilir.

Fakat beslenme bilimi açısından pekmez örneği bize ilginç bir şey gösteriyor: Geleneksel bir gıdayı sadece “şekerli” diye değerlendirmek de, “doğal olduğu için sınırsız sağlıklı” görmek de eksik kalıyor.

3. Kaslar, Sinir Sistemi ve Günlük Enerji İhtiyacı

Pekmez hızlı kullanılabilen karbonhidrat açısından zengin bir gıdadır.

Ürgüp üzüm pekmezinin 100 gramında yaklaşık 58,7 gram karbonhidrat bulunuyor. Bunun önemli kısmını glukoz ve fruktoz oluşturuyor. 20 gramlık bir porsiyon üzerinden düşündüğümüzde yaklaşık 11,7 gram karbonhidrat alınmış oluyor.

Bu nedenle özellikle fiziksel aktivite öncesinde veya enerji ihtiyacının arttığı durumlarda pekmez pratik bir enerji kaynağı olabilir.

Örneğin sabah erken saatlerde işe giden ve kahvaltı yapmaya fazla vakti olmayan bir kişinin yoğurt, yulaf ve küçük miktarda pekmez tüketmesi; sadece kaşık kaşık pekmez yemesine göre daha dengeli bir seçenek olabilir.

Benzer şekilde spor yapan bir kişi için de pekmezin anlamı “kas geliştirici besin” olması değil, karbonhidrat sağlayabilmesidir. Kas gelişimi için yeterli protein, toplam enerji, direnç egzersizi, uyku ve diğer beslenme faktörleri gerekir.

Bu ayrım önemli. Çünkü günlük hayatta “enerji verir” ile “kas yapar” ifadeleri kolayca birbirine karıştırılabiliyor.

4. Pekmez Beyne İyi Gelir mi?

Beyin açısından da doğrudan “pekmez beyne iyi gelir” demek fazla iddialı olur.

Ancak beynin enerji metabolizmasında glukozun önemli bir yeri olduğu biliniyor. Pekmezde bulunan glukoz ve fruktoz nedeniyle ürün enerji sağlayan bir karbonhidrat kaynağıdır. Üstelik demir eksikliğinin kendisi konsantrasyon ve hafıza sorunlarıyla ilişkili olabildiğinden, yeterli demir alımı genel sağlık açısından önem taşır.

Burada ilginç bir bağlantı ortaya çıkıyor: Pekmezin “zihni açması” şeklindeki geleneksel söylemi doğrudan kanıtlanmış bir pekmez etkisi olarak kabul edilemez. Fakat yeterli enerji ve mikrobesin alımının genel bilişsel işlevler açısından önemli olması, bu tür geleneksel gözlemlerin neden ortaya çıkmış olabileceğini anlamamıza yardımcı olabilir.

5. Antioksidanlar Konusunda Durum Nasıl?

Pekmezle ilgili daha az konuşulan konu polifenoller.

Üzüm ve üzüm ürünleri üzerine yapılan bir çalışmada farklı üzüm ürünlerinin fenolik içerikleri ve serbest radikal süpürme aktiviteleri incelendi. Çalışmada üzüm pekmezi de değerlendirilmiş ve üzüm ürünlerinin antioksidan özelliklerinin ürün türüne göre değişebildiği gösterilmişti.

Başka bir araştırmada ise üzüm pekmezi üretiminde kullanılan geleneksel yöntemler incelenmiş ve kaynatma süresinin bazı kimyasal ve antioksidan özellikleri etkileyebildiği bildirilmişti.

Buradan çıkarılabilecek önemli sonuç şu: “Pekmezde antioksidan bileşikler var” demek ile “pekmez hastalıkları önler” demek aynı şey değildir.

Laboratuvar ortamında antioksidan aktivite gösteren bir gıdanın insanlarda belirli bir hastalığı önlediği veya tedavi ettiği otomatik olarak kanıtlanmış olmaz.

Bu ayrımı özellikle doğal ürünler konusunda yapmak gerekiyor.

6. Erkekler ve Kadınlar Açısından Konuya Farklı Bakmak Mümkün mü?

Burada kadınları veya erkekleri belirli davranış kalıplarına sokmadan, sağlık ihtiyaçları üzerinden bir ayrım yapılabilir.
 
Üst